Kaymakamlık
Yazı İşleri Md.
Cum. Bş.Savcılığı
Adliye Yazı İşleri Md.
Belediye Başkanlığı
Ptt Müdürlüğü
Vergi Dairesi
Mal Müdürlüğü
Müftülük
Noter


Emniyet Müdürlüğü
Polis İmdat
Jandarma Kom.
Askerlik Şubesi
Çarşı Karakolu
Bağlar Karakolu

Devlet Hastanesi
1 Nolu Sağlık Ocağı
2 Nolu Sağlık Ocağı
3 Nolu Salık Ocağı


Belediye İtfaiye
Yangın İhbar
Tek İşletme Md.
Alo Trafik


712 11 80
712 6 288
712 11 72
712 11 71
712 41 14
712 87 93
712 12 06
712 11 75
712 11 96
712 61 57


712 12 22
155
156
712 11 98
712 12 23
712 12 34

712 11 87
712 11 94
712 28 52
725 35 23


712 12 52
110
712 12 44
154

 
Mozilla Firefox kullanın.Resimler için.
                    Girişi
Hakkımızda ....
Safranbolu Son Söz İnternet Haberciliği
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
KATEGORİLER
HABER ARA
PİYASALAR
HAVA DURUMU
ULUSAL GAZETELER
EDİTÖR
ONLİNE RADYO
ÖNEMLİ LİNKLER
Karabükte Hava Durumu
SAFRANBOLU'DA ÖNEMLİ TELEFONLAR
 
www.safranboludasonsoz.com
 
 
KÖŞE YAZARLARIMIZ
 
 
Merhum Av.Hulusi Yazıcıoğlu ile Nostalji
Necati
Keskin
Sizlerle
 
Tasarım&Programlama&Hosting
Kural Bilgisayar Web Hizmetleri Ltd. Şti.
İnönü Mh.Kirişci Sk.No:5/B Safranbolu
0 370 712 30 86
www.kuralbilgisayar.com

 
Atılay Ulucan Sizlerle
ŞERİFE TEYZEM'DEN EMEĞE SAYGI

                                ŞERİFE TEYZEM’DEN  EMEĞE SAYGI

Bazı yörelerde ve köylerde veya ona bağlı mahallelerde yaşayan  saygın insanlar vardır. Yaşı kaç olursa olsun o yörede hatırı sayılan, sevilen, ve saygıdeğer insanlar arasında olan, tamamen Anadolu kültürüyle yetişmiş gelenek ve göreneklerine bağlı, İslam inancını, edep ve ahlakını benimsemiş, misafirperver insanlardır o insanlar.

           Bizim Korgun’da da o muhterem insanların başında yer olan Büyük mahalle “Örenbaşı” mahallesinin saygın insanı, Çanakkale’de savaşının bizzat içinde yaşayan, köy odasında hatıralarını anlatırken ağzında dökülen kelimeleri tek tek beynimize kazıtan ülkemizin saygıdeğer insanı Kamil Gök amcamız, ile onun muhterem eşleri Şerife Teyzemiz.

            Mahallemizde ve yakın komşuluk ilişkilerimiz olması dolaysıyla bende hatıraları çok olan mümtaz insanlardır. Kamil Amcam ile  Şerife Teyzem.

             Anlatacağım bir hatıramı sizinle paylaşmak istedim. İlk önce bu anlatımda  Şerife Teyzemle geçen hatırama öncelik vermeyi düşündüm…

             Niçin!..

             Çünkü; Şimdi ki yaşlı teyzelere, zengin ve kendini hayırsever ilan edip halkın teveccühüne  sığınanlara, alın terini, el emeğini alamayan kul hakkını gasp edenlere kapak olsun diye..

             Köylerimize gelen satıcıların veya her hangi bir sebepten dolayı köye gelen misafirlerin uğradıkları veya kalacakları tek yer Köy odaları .Bir gün yolunuz bir Anadolu köyüne düşerse aç kalacağım, açıkta kalacağım diye hiç endişelenmeyin. Çünkü Anadolu insanı asırlar öncesinden misafirler için köy ve mahalle odaları mevcuttur. Burada dışarıdan misafirlerini ağırlar, yemeğini, çayını ikram eder.  Anadolu’da kapısı dışarıdan kilitlenmeyip, içeriden kilitlenebilen özellikte bir mekândır köy odaları. Anadolu misafirperverliğinin simgesidir. Ama artık işlevini  yitirmeye yüz tutmuştur köy ve mahalle odaları.

             Korgun’da hemen her mahallede var olan, konukları ağırlayacağı, gençlerin ve yaşlıların her zaman birbirleriyle sohbet edeceği, buluşacağı yerlerdir mahalle odaları..

             Benim de İlk okul yıllarımdı sanırım. 1955-60 yılları, Korgun’da Örenbaşı mahallesi köy odasına zamanın tabiriyle çerçici gelmiş, “Çerçici : Köyleri ve pazar yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye ve incik boncuk  eşyasını köy ürünleriyle değiştiren veya satan gezginci esnaflara denir.”  Satıcılar iki kişi baba ile oğlu olmalı. Yedeğinde yüklerini taşıyan iki de katır. İkindi ile akşam arası gelen misafire yemek hazırlanacak, Tabii bu mahalleye gelen misafirleri genellikle evinde ekmeği bol olan ve hiçbir konuğu geri çevirmeyen Rahmetli Gök-Mehmetgilin  Çanakkale Gazisi Kamil amcamız ve eşi muhterem Şerife teyzemiz, O bütün mahallenin Şerife teyzesi, veya Şerife annesi.

           Mahalleli çocuklar ve meraklı kadınlar, Çerçici’nin getirdiklerine bakıyoruz. O sırada Şerife teyzemiz beni kolumdan çekerek “Necati bir dakika gel oğlum” dedi ve  sessizce elime parasını vererek babamın dükkanına pirinç almağa gönderdi, Tüm mahalle halkının da hiç bir isteğini kıramadığımız Şerife teyzemin  isteğini de yerine getirdim.

            İlginç olan ve yazımım konusu da  bundan sonra başlıyor,

            Bende aldığı pirinci yabancı maddelerden arındırmak yani ayıklama üzere bir tepsiye boşalttı teyzemiz, boşaltırken de bir kaç dene tanesi yer düştü, Şerife teyze eğilerek aramaya başladı, sağa bakıyor, sola bakıyor, yaşlılık hali bu ya, gözleri de pek yerdeki pirinç tanesini seçemediğinden bulmaya çalışıyordu, bizdeki de  çocukluk işte, “Aman  Şerife teyze“ dedim. “Bir iki pirinç tanesi yemese de olur, misafir aç mı kalacak bu kadar aramaya değer mi?” dedim Benim bu sözüme rahmetli belki ilk defa sertleşti,  “Bak oğlum bir iki dene tanesi deyin geçme, sen hiç pirinç tanesinin ne şekilde yetiştirildiğini gördün mü? Bunu üretmek için insanlar sıcakta, yağmurda çamurda ne zahmetler çekerek üretiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var, biliyor musun?”

           Söylediğim bu sözden ötürü, aldığım cevaba bakar mısın.?

           Şerife teyzemin bu sözünü 60 - 65 yıldır unutamam.

           İşte bu söz, unutulmayan tarihi bir söz.

          “Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği ve çilesi var”.

           Bir Anadolu kadınının 60 - 65 yıl önce ağzından çıkan şu sözü tahlil edebilirmişsiniz.

           Teyzemizin söylediği sözdeki  asalete bakar mısın.

           Asalet ve adamlık doğuştandır, Şerife teyzemin de asaleti doğuştandır,  .

           Şerife teyzemin bu sözü,  halkının yüzde on beşinin çöpten nafakasını temin ettiği açlık sınırının 1,500 Tl. olduğu ülkemizde zevki için israfının önünü alamayan ve kul hakkını gasp edenlere ders olur mu? dersiniz...

           Şerife Teyzemin bu söze dayanarak başka bir konuya geçeceğim,

           Bundan bir kaç yıl önce Safranbolu’da Üniversite eğitimi için Amerika’ya giden bir şu an Üniversite de öğretim görevlisi olan kardeşimizle Ülkemizin geleceği hakkında ileri geri konuşurken şu anlattığı çok dikkatimi çektmişti:

            ““Amerika’da mastır yaptığım yıllarda, çalıştığım üniversitenin yemek salonu açık büfe şeklindeydi. Herkes dilediği yemekten istediği kadar alabiliyordu. Yemekhanenin kapısında "Take what you need. Eat ant you take"  olarak  yazmışlar yani “yiyeceğin kadar al, ve aldığını da ye” diye yazmakta idi.

             Bir gün aynı masada yemek yediğimiz Çinli bir arkadaşı, tabağında kalan çay kaşığını doldurmayacak kadar az miktardaki pirinç pilavının zorla yemeye çalışırken görünce dayanamadım; denemek için dedim ki : "Bir çay kaşığının yarısını bile doldurmayacak  kadar pirinç  için neden bu kadar uğraşıyorsun? Bırak tabakta kalsın."

             Çinli arkadaşın verdiği cevap çok düşündürücüydü: "Her Çinli  tabağında bir çay kaşığı kadar  pirinç israf etse, Çin nüfusu ile çarp bakalım, kaç yüz ton pirinç yapar? Ve kaç bin Çin’liyi doyurur. Biz kalabalık bir ülkeyiz, israf etme lüksümüz yoktur, şunu unutmamak gerekir ki  o pirinç tanesini meydana getirene kadar harcanın emeği düşünseniz, o pirinç tanesinin altın kadar kıymetli olduğunu takdir edersiniz” dedi.

            Yine denemek için dedim ki: "Şu anda Çin’de değil Amerika’dasın. Tabağında bırakacağın bir kaşık pirinç için Çin’i  değil, Amerika’yı zarara uğratacaktır".

            Bu sözlerim karşısında güldü ve şöyle dedi: "Dinimin gereği ve Ailemden ve ülkemden aldığım terbiye gereği yaşadığım ülke olan Amerika’yı bu şekilde zarara uğratmak onurlu bir davranış olmaz."

           Ben bu Çin’li arkadaşı bu onurlu davranışından  ve bu düşüncesini       paylaştığımı                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              paylaştığımı söyledim. İslam dininin bu konudaki; "Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez" buyruğunu açıkladım. Çok hoşuna gitti.””

           Safranbolulu arkadaşımın anlattığın ile Şerife Teyzemin sözü arasında ne fark var.

           Bir yerde okumuştum şu an hatırlayamadım.  Sanırım İşveç’li bir kişi ““Bir insan yerde iğne görüp te almazsa bütün uygarlığa ihanet etmiş olur. Bir iğnede binlerce insanının alın teri göz nuru ve el emeği vardır” diyordu.

            Bunları okuduğumda Şerife teyzeme ne demem gerekir. Onu sizden duymak isterim…

            Şimdi hafızanızı yoklayın hiç  tahsili olmamış, içerisinde İslam dininin edep ve engin terbiyesini almış, yokluk günlerinde bile şükretmesini bilmiş Şerife teyzemiz gibi ülkemizde kaç Anadolu kadını vardır.

           Biz kendimizi eğitmek için mutlaka geçmişten ders almamız mı gerekiyor. Dün ne idim bu gün ne olacağım hikayesini yazmaya gerek yok. 

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               

            Maddi durumunuz ne olursa olsun, hepimiz dikkatli olmak zorundayız. Şerife teyzem haklı söylüyormuş değil mi? Çünkü ondan parayı ve maddiyatı aşan bir incelik bir zarafet, bir hoşgörü, ve toplum terbiyesi ile  edep vardı.

           Şimdi onlar Rahmeti Rahmana kavuşan  Şerife Teyzem ile Kamil amcam ve onun gibileri Allah rahmetiyle muamele eylesin, Ruhları şad, mekanları cennet olsun,  nur  gölünde uyusunlar.

            Umarım bu yazımdan ders alanlar almıştır.

 

            Görüşmek dileğiyle hoşça kalın sağlıklı kalın.

 

 

                                                                                               Necati Keskin

                                                                                               29.Ocak.2018

                                                                                         atay1348@gmail.com


  
0 Yorum
sonsoz 30 01 2018 tarihinde ekledi.
2018 YILI HAYIRLARA VESİYE OLSUN

2018 YILI HAYIRLARA VESİLE OLSUN

Devamını Oku • 0 Yorum
sonsoz 27 12 2017 tarihinde ekledi.
NİKAHSIZ YAŞAMIN SONU OLMAZ
NİKAHSIZ YAŞAMIN SONU OLMAZ 
Devamını Oku • 0 Yorum
sonsoz 27 12 2017 tarihinde ekledi.
AHDE VEFA
AHDE VEFA
Devamını Oku • 0 Yorum
sonsoz 01 12 2017 tarihinde ekledi.
KURBANINIZ VAR MI?
KURBANINIZ VAR MI?
Devamını Oku • 0 Yorum
sonsoz 18 09 2017 tarihinde ekledi.
KAYBOLAN İNSANLIĞI ARIYORUM
KAYBOLAN İNSANLIĞI ARIYORUM
Devamını Oku • 0 Yorum
sonsoz 10 08 2017 tarihinde ekledi.
ORUÇ TUTANLARA SAYGI
ORUÇ TUTANLARA SAYGI
Devamını Oku • 0 Yorum
sonsoz 24 06 2017 tarihinde ekledi.
KANDİLLER
KANDİLLER
Devamını Oku • 0 Yorum
sonsoz 27 05 2017 tarihinde ekledi.
İ S R A F
İ S R A F
Devamını Oku • 0 Yorum
sonsoz 02 04 2017 tarihinde ekledi.
KURAN'I KERİM'İ YAKMA GİRİŞİMİ

KURAN'I  KERİM'İ YAKMA GİRİŞİMİ

Devamını Oku • 0 Yorum
sonsoz 28 02 2017 tarihinde ekledi.
KURAN'I KERİM'İ YAKMA GİRİŞİMİ

KURAN'I  KERİM'İ YAKMA GİRİŞİMİ

Devamını Oku • 0 Yorum
sonsoz 28 02 2017 tarihinde ekledi.
KÖY ENSTİTÜSÜ ÖĞRETMENLERİNİN ANILARI

EMEKLİ EĞİTİMCİ ALİ EFENİN ANILARI

(ATATÜRK'Ü ANARKEN)

Devamını Oku • 0 Yorum
sonsoz 01 01 2017 tarihinde ekledi.

<< Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 Sonraki >>

Content Management Powered by CuteNews
Safranbolu Son Söz
İnternet Haberciliği